Sanat Tarihi Yazıları

Bir Eser Neden Milyonlar Eder?

dogushan cakir 9 dk okuma
Paylaş:

Tabloya 1 Milyon Veren İnsan Ne Alıyor?

Bir tabloya milyonlarca lira ödenmesi, ilk bakışta anlaşılması güç bir durum olabilir. Sonuçta ortada bir tuval, boya ve sanatçının emeği vardır. Peki bazı tabloları milyonlarca lira değerinde yapan nedir?

Cevap, yalnızca tablonun güzel olup olmamasıyla ilgili değildir.

Bir eserin fiyatı; sanatçının kimliği, eserin niteliği, nadirliği, geçmişi, özgünlüğü, korunma durumu ve o esere yönelik talep gibi birçok unsurun aynı noktada buluşmasıyla oluşur. Dünyanın en büyük müzayede kuruluşlarından Sotheby’s de bir eseri değerlendirirken sanatçının yanı sıra eserin yapıldığı tarih, malzeme, ölçü, konu, nadirlik, kondisyon, provenans ve geçmişte benzer eserlerin ulaştığı fiyatları dikkate aldığını açıkça belirtiyor.

Yani milyonlarca liralık bir tablonun fiyat etiketi, yalnızca “bu resim çok güzel” demekle ortaya çıkmaz. Asıl mesele, o eserin sanat tarihinde ve piyasada ne kadar özel bir yere sahip olduğudur.

Önce sanatçı gelir

Sanat piyasasında ilk sorulardan biri basittir: Bu tabloyu kim yaptı?

Leonardo da Vinci, Vincent van Gogh, Pablo Picasso ya da Andy Warhol gibi sanatçıların eserlerinin milyonlarca dolara ulaşmasının temel nedenlerinden biri, isimlerinin artık yalnızca bir sanatçıyı değil, sanat tarihindeki belirli bir konumu temsil etmesidir.

Fakat burada da önemli bir ayrım vardır. Ünlü bir sanatçıya ait her eser aynı değerde değildir.

Aynı sanatçının bir eseri milyonlarca dolara satılırken başka bir çalışması çok daha düşük bir rakama ulaşabilir. Çünkü koleksiyoncular yalnızca imzaya değil, eserin sanatçının üretimindeki yerine, dönemine, konusuna, tekniğine ve geçmişine de bakar. Sotheby’s’in değerleme metodolojisinde de sanatçı kadar tarih, konu, malzeme, nadirlik, kondisyon ve benzer eserlerin geçmiş satışlarının birlikte değerlendirilmesi bunun açık bir göstergesidir.

Aynı sanatçının her tablosu neden aynı değerde değil?

Çünkü bir sanatçı onlarca, yüzlerce hatta binlerce eser üretmiş olabilir. Ancak bunların yalnızca küçük bir bölümü sanatçının kariyerinde gerçekten kritik bir yere sahip olabilir.

Bir eser sanatçının en önemli dönemlerinden birine ait olabilir.

Yeni bir tekniğin ortaya çıktığı dönemden olabilir.

Sanatçının başyapıtları arasında değerlendirilebilir.

Önemli bir sergide gösterilmiş olabilir.

Bir müze kataloğunda veya akademik yayında yer almış olabilir.

Ya da sanatçının üretiminde çok az örneği bulunan bir konuya sahip olabilir.

Bu nedenle milyonluk eserlerde “hangi sanatçı?” kadar “hangi eser?” sorusu da önemlidir.

Sotheby’s, açık artırma değerlemelerinde önemli sergi geçmişinin bir eserin değerini etkileyebileceğini de belirtiyor.

Nadirlik: Asıl mesele bazen “kaç tane var?” sorusudur

Sanat piyasasının en güçlü kurallarından biri arz ve taleptir.

Bir sanatçının eserlerine talep yüksek, piyasadaki gerçekten önemli örneklerin sayısı düşükse fiyat üzerindeki baskı artar.

Bu durum özellikle eski ustaların eserlerinde çok belirgindir.

Leonardo da Vinci bunun en uç örneklerinden biridir. Christie’s, sanatçının günümüze ulaşan ve kendi eliyle yaptığı kabul edilen resimlerinin sayısının 20’den az olduğunu belirtiyor. Üstelik Salvator Mundi, 2017 yılında satışa çıktığında Leonardo’nun özel mülkiyette bulunan son tablosu olarak tanımlanıyordu.

Başka bir deyişle burada satın alınan şey yalnızca bir resim değildi.

Bir sanatçının son derece sınırlı sayıdaki özgün eserlerinden birine sahip olma fırsatıydı.

Ve milyonlarca liralık sanat piyasasında nadirlik tam olarak bu yüzden önemlidir.

Peki geçmiş neden fiyatı değiştiriyor?

Bir tablonun arkasındaki hikâye, bazen ön yüzü kadar değerlidir.

Sanat dünyasında buna provenans, yani eserin belgelenebilir sahiplik geçmişi denir.

Eser daha önce kimdeydi?

Hangi koleksiyondan çıktı?

Hangi sergide gösterildi?

Bir müzede yer aldı mı?

Kataloğa girdi mi?

Önemli bir koleksiyoncunun elinden geçti mi?

Bu soruların cevapları eserin piyasadaki güvenilirliğini ve çekiciliğini etkileyebilir.

Sotheby’s, değerleme sırasında provenansın yanı sıra sergi geçmişi ve karşılaştırılabilir satışları da dikkate alıyor. Christie’s de bir tablonun arka yüzündeki notlar, sergi ve müzayede geçmişi gibi bilgilerin eserin değerini anlamada önemli olabileceğini belirtiyor.

Hatta bazen eserin geçmişte kimlere ait olduğu, başlı başına bir değer unsuru hâline gelebiliyor. Sotheby’s’in verdiği bir örnekte Freddie Mercury’nin kişisel koleksiyonundan çıkan bir bıyık tarağı 400–600 sterlin tahmin edilirken 152.400 sterline satılmıştı. Burada fiyatı yükselten unsurlardan biri nesnenin kendisinden çok provenansı ve sahibinin kimliği olmuştu.

Kondisyon da milyonları değiştirebilir

Bir başka kritik unsur ise eserin fiziksel durumudur.

Bir tablo iyi korunmuş mu?

Restorasyon geçirmiş mi?

Boyanın yüzeyi ne durumda?

Renkler orijinal niteliğini koruyor mu?

Geçmişte yapılan müdahaleler eserin bütünlüğünü etkiliyor mu?

Özellikle aynı sanatçıya ait birden fazla eser piyasadaysa kondisyon, koleksiyoncunun kararında önemli bir fark yaratabilir. Sotheby’s de kondisyonu doğrudan değerleme kriterleri arasında sayıyor.

Dolayısıyla milyonluk sanat eserlerinde yalnızca “eski” olmak yetmez. Nasıl yaşlandığı da önemlidir.

Bir de eserin sanat tarihindeki yeri var

Bazı eserler yalnızca iyi yapılmış değildir; sanat tarihinde bir dönüm noktasını temsil eder.

Sanatçının üslubunun değiştiği bir dönem olabilir.

Yeni bir akımın habercisi olabilir.

Çok bilinen bir serinin en güçlü örneği olabilir.

Ya da sanatçının üretiminde çok özel bir konuya sahip olabilir.

Bu noktada eserin niteliği devreye girer.

Çünkü piyasada milyonlarca dolar ödenen eserlerin tamamı yalnızca “ünlü bir isme ait” olduğu için değerlendirilmiyor. Koleksiyonerler çoğu zaman sanatçının piyasadaki en güçlü ve en anlamlı örnekleri arasında yer alan eserlerin peşinden gidiyor.

Bunun bir sonucu olarak yüksek fiyatlı eserler ile piyasanın geri kalanı arasında ciddi bir fark oluşuyor.

Sotheby’s ve ArtTactic’in 2018–2022 dönemini inceleyen araştırmasına göre 1 milyon dolar ve üzerindeki eserler, açık artırmalarda satılan işlerin yalnızca yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturmasına rağmen toplam satış değerinin yüzde 74’ünü meydana getirdi.

Yani milyonluk eserler sanat piyasasının tamamını temsil etmiyor.

Tam tersine, çok küçük sayıdaki eser piyasanın parasal değerinin çok büyük bölümünü oluşturuyor.

Ve son olarak: Talep

Belki de en önemli nokta burada.

Bir eser teorik olarak çok nadir, çok eski ve çok önemli olabilir. Ancak onu satın almak isteyen güçlü koleksiyonerler yoksa milyonluk bir satış gerçekleşmeyebilir.

Müzayedede fiyatı sonunda belirleyen şey, eserin başına konan rakamdan çok alıcıların o eser için birbirleriyle ne kadar yarıştığıdır.

Sotheby’s, başarılı bir müzayedede en önemli hedeflerden birinin mümkün olduğunca çok potansiyel teklif sahibine ulaşmak olduğunu belirtiyor. Çünkü her yeni teklif, fiyatın bir sonraki seviyeye çıkmasını sağlıyor.

Bu nedenle sanat piyasasında fiyat yalnızca eserin özelliklerinden değil, o anda o eseri isteyen insanların gücünden ve sayısından da oluşuyor.

Aslında milyonlarca liralık sanat eserlerinin fiyatını tek cümlede özetlemek mümkün:

Az bulunan, önemli kabul edilen ve çok istenen bir eser, çok yüksek bir fiyata ulaşabilir.

Bunun en çarpıcı örneği: Salvator Mundi

Bu hikâyenin en çarpıcı örneklerinden biri Leonardo da Vinci’nin yaklaşık 1500 tarihli Salvator Mundi adlı eseridir.

Tablo uzun yıllar boyunca Leonardo’nun özgün eseri olarak kabul edilmiyordu. 1958 yılında Sotheby’s’de yalnızca 45 sterline satıldı. 2005 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir mülk satışında yeniden ortaya çıktıktan sonra ise yıllarca süren restorasyon, bilimsel inceleme ve akademik araştırmalar gerçekleştirildi. Eser 2011 yılında Londra’daki National Gallery’de Leonardo’nun günümüze ulaşan eserlerini bir araya getiren önemli sergide yer aldı ve böylece Leonardo’ya yeniden atfedilmesi uluslararası sanat dünyasında büyük kabul gördü.

Ve 15 Kasım 2017’de Christie’s New York’ta açık artırmaya çıktığında 19 dakika süren bir teklif savaşının sonunda 450.312.500 dolara satıldı.

Peki bir zamanlar 45 sterline satılan bu tabloyu yüz milyonlarca dolarlık bir esere dönüştüren neydi?

Tek başına Leonardo’nun adı değildi.

Leonardo’nun kimliği vardı.
Eserin son derece nadir olması vardı.
Özgünlüğünün yeniden kabul edilmesi vardı.
Yüzyıllara yayılan geçmişi vardı.
Önemli sergi ve araştırma geçmişi vardı.
Özel koleksiyonda kalan son Leonardo tablolarından biri olması vardı.
Ve en sonunda, onu satın almak isteyen alıcıların birbirleriyle yarışması vardı.

Yani o müzayedede 450 milyon dolar yalnızca tuvale ve boyaya ödenmedi.

Sanat tarihindeki benzersiz bir konuma, nadirliğe, belgelenmiş geçmişe, uzmanlarca kabul edilmiş özgünlüğe ve başka bir koleksiyoncunun kolayca yerine koyamayacağı bir esere sahip olma hakkına ödendi.

Belki de sanat piyasasında milyonluk bir tabloyu anlamanın en doğru yolu tam olarak burada başlıyor:

İnsanlar bir tabloya yalnızca bakmak için milyonlar ödemez.
Bir daha karşılarına çıkmayabilecek bir şeye sahip olmak için milyonlar öder.

Kaynaklar:Sothebys,Christies