Sanat Tarihi Yazıları, Uncategorized

BEYOĞLU RESSAMI ERDEM UÇKUN

Beyoğlu ressamı Erdem Uçkun, 1952 doğumlu, alkol bağımlısı olan ressam çizdiği resimleri üç beş kuruşa satar ve aldığı parayı içkiye yatırırdı. Tramvay durağının önünde sokakta sergi açar yaptığı resimleri teşhir ederdi.

Onu insanlar fark etmiyordu onu meczup gibi görüyorlardı ama biraz konuşmaya başlayınca müthiş bir kültürü olduğunu görüp şaşırıp kalıyordu izleyenler.

Etraftakiler onu severdi, Turistlerde gelir resim alırlardı. Çok kültürlü bir insandı üç dili çok iyi konuşurdu. (İtalyanca, Fransızca ve İngilizceye ana dili gibi konuşurdu.)  İtalya’da Torino’da yaşamış bir dönem, Kıbrıs’ta yaşadığı yerler Arasındaydı.

İtalyan sanatçıları iyi bilirdi. Floransa müzesine (Uffizi müzesi) çok gitmiş.  Ünlü İtalyan ressamlarını uzun uzun anlatırdı bunların başında Caravaggio, Titian, Raphael’in sanatını ve hayatlarını iyi bilirdi onları iyi incelemişti.

Raphael’in 37 yaşında vefat etmesi ve 20 yaşında 40 metre kare boyutunda yaptığı resim onu en çok etkileyen sanat eseri olmuştu.  (Bu eser bugün Louvre müzesindedir)

Çok yetenekli bir ressamdı Beyoğlu binalarını sitilize ederdi, leke ağırlıklı çalışırdı. Yaşadığı alanları çizerdi,  gezerdi oralarda. San Antuan Kilisesine sık sık giderdi, oranın çok resmini yapmıştır. Papaz onu severdi ve yardım ederdi. Kilisenin içinde iki defada sergi açmıştır.

Çok sabrı sevmezdi, klasik resimler çalışayım demezdi kendine ait sitilini geliştirmişti. O kadar ressamın hayatını araştırıp eserlerini incelemesine rağmen onlardan resim sitili olarak etkilenmemiş kendi bildiği, içinden geldiği gibi eserler yapardı

Beyoğlu Esnafı onu çok severdi, esnafla arkadaşlıklar yapardı, hatta Galata Tee sahibi Ali beyde 50 yakın resmi vardır. O topluyordu resimlerini en güzel resimlerini toplamıştır. Ali bey erdem ne zaman gitse geri çevirmez resmini alırdı.

Sokaktan bulduğu kartonlara, sunta, kontrplak, tahta gibi materyallere resimler yapardı. Tuvale parası yetmezdi,  genelde bulduğu malzemeye resimlerini yapardı. Parası olduğunda tuvale resimler yaptığı da olmuştur.

Akrilik, yağlıboya, karışık teknik resimleri olmasının da nedeni parasızlıktır. Bulduğu boya ile resim yapardı.

Ulusal kanalda bir dönem sanat danışmanlığı yapan Zafer Bilgin onun resimlerini çevresine tanıtmaya çalışırdı, hatta arabasına koyar gittiği yerlerde gösterirdi, ulusal kanalda gösterirdi.

Çok farklı bir kişilikti çok rastlanılmaz bir insandı.

Sokaklarda sergiler açaması oralarda çok fazla zaman geçirmenin etkisi ve kullandığı alkollerinde etkisi ile karaciğerinde sorunlar başladı.   Bu sonun başlangıcı olmuştu.

Abisi vardı Kasımpaşa’da oturan, ona bir oda vermişlerdi hastalandığında genelde kız yeğeni bakıyordu. Hatta yeğenine ders vermişti oda resim yapıyordu. (ressam Tuğba Uçkun)

Bir dönemi usta ressamı sessiz sedasız Kasımpaşa’da vefat etti.

Not:  Beyoğlu’nun unutulan ressamı Erdem Uçkun’u yine o dönemlerde Beyoğlu’nda atölyesi olan ve Erdem Uçkun’un da arkadaşı olan ressam Fatih Sarmanlı’dan dinledim.  Teşekkürler Fatih hocam sayenizde bir ressamı günümüze taşıma fırsatı buldum.

Yazan Fedai Çakır